Asiye, bu bir emirdir.
Kalk ve mutfağa gir. Tereyağını dolaptan çıkar, o mutfağın ısısına gelene kadar sen içini soğutmaya bak. Yumurtanın beyazını kabartabildiğin kadar öfkeni dinginleştir. Sarısını ayır, şekerle pamuk gibi yap, kendi öfkeni de rafa kaldır tart fırından çıkana kadar. Karıştır tatlılarla tuzluları, tuz serp bol bol karamele. Tadı Türkan Şoray göbeğine benzesin. O şekeri en son mezarlıkta bir bayram günü eline tutuşturduklarını, eme eme yediğini hatırla. Ruhuna derin bi' iç çek. Öteki tarafa kafa yor, merak et biraz. Kalk yerinden. Gir mutfağa. Un elerken ortalığı toz duman et, boş ver zaten sen temizleyeceksin. Arada içkiyi fazla kaçırdığında önüne gelenle hayal kuruyorsun ya öyle bembeyaz et ortalığı. İçinin dumanını eleği savurarak kamufle et. Kapat kendini mutfağa, Nilüferin 1992 albümünü aç. "Yine yeni yeniden" fırını alt üst ayara. Atlama hiçbir detayını, her şeyini ver 180 derecede önceden ısıtılmış fırına. Dünden kalan şarabı su bardağına koy. Sakarlık edersin ayaklı kadehte şimdi.
İmza: Asiye
Kendi üzerimde baskı kurmam, kanun hükmünde kararlar almam lazım. Benim kanunlarım ve varlığını kaybettiğim diğer ben tarafından. Anarşi de böyle keşfedilmiş olmalı. Küçük hayatımızın boktan bir demokrasisi, yasaması bir de üzerine yargısı var. Hepsi o küçük kafamızda. Evet benim kafam küçük, henüz kendimle olan savaşım bitmediği için savaşıp hayattan, gerçek yaşamdan toprakları kendime katamadım. Dışarıdan bakıldığında tatlı bir taşra kafam, ama aslında cezaevi kurmak için şehirden uzak seçilmiş bir mahalle.
Asiye, yani ben. Uzun süre hayatı ve yaşamayı sevdiğimi düşündüm. Şimdi de sevmiyor değilim ama yaşamaya ve yaşamıma dair hiçbir şey hissetmiyorum açıkçası. Otuz dört yaşındayım ve bunca zaman beni salla pati yaşatan neydi diye çok düşünüyorum. Pek bir şey yok bulamıyorum. Ben yalancıymışım sadece bunu bulabiliyorum. Evet, Asiye iyi bir yalancı, yan ben. Ama yalanları gizli kanunlarla ilk ve tek uygulayıcısı kendisi. Yatsı vakti otuz dört yıl sonra geldi. Mum söndü. Yalanlar açığa çıkınca utandı ve gitti. Asiye, yani ben yalnız kaldım. İçimin elverdiği kadar devam ettim yaşamaya. Yeni yalanlardan korktuğum için gerçek basit az çok emin olduğum Asiyelikler yaptım. Nergis aldım mesela. Yalan değil sarıyı da bir tek onun kibarcık çiçeklerinde severim, beyazdan ipek gibi yapraklarının dibinde. Kokusunu çocukluğumdan beri severim zaten. Koku demişken bende bir anı var gerçek mi yalan mı bilmiyorum ama çok masum, o anım hep portakal çiçeği kokar. Çocukluk odam, çocukluğum, okul servisi bekleyişim aynı kokuda. O kokuyu buldum işte. Bir şişeye doldurmuşlar benim çocukluğumu sanki. Sıkmaya kıyamayıp kapağını açıp kokluyorum sadece. Bir de tereyağı var. Sadece yalanlarım değil kanım bile beni terk etse tereyağına tepki veririm gibi gelir hep. Kurabiye bilmem ne büyük lütuf değil mi? Bugün karamel yapmayı öğrendim. Resmen aşığım yaşamaya!
Mutfaktan çıkarsam nefessiz kalacakmışım gibi anlattım ama aylardır mutfağa girdiğim yok. Dün nergis aldım, canımın çok çektiği yemeği yaptım da biraz güç kuvvet geldi herhalde ondan.
Hayatımdan insan çıkarma yaşımı çoktan geçtiğim için artık zorlanıyorum, zorlandığımda mutfağa kaçıyorum. Büyük burunluluk gibi olmasın ama kimse bi bok beceremiyorlar zaten. Kimse peşimden gelmiyor. Eskinden bu durumu “yedirip içirmeyi çok seviyorum” diye yorumlardım. Şimdilerde de “beni bi yalnız bırakın da ister yiyin ister dağıtın” diye yorumluyorum. Yorum farkına geç gelen olgunluk da eklenince bunu kendimden hep gizliyorum.
Kıymet verdiğim şeyler çoktu. Bunlara biri ters baksın, biri dil çıkarsın alırdım aşşağı. Tabii kendi kafamda. Evet o küçük kafamda. Kaç kişiyi öldürdüm, kaç ölüm ölümüne üzülürken affettim bi bilseniz. Üzüntüyü kaldıramadığım için antikacıya çevirdim içimi. Antika dediysem öyle kıymetli şeyleri biriktirdiğimden değil. Neyin nerede neden olduğunu unuttuğumdan. Yıllarını, ilk gelişlerini, ilk karşılaşmamızdaki heyecanımı, onu tutmamın nedenini unutmamdan.
Böyle böyle niteliksiz savaşlarla yoruldum anlayacağınız. Asiye kim dediklerinde söyleyecek iki çift lafım kalmadı. Ama bugün sorarlarsa, karamelli tart yaptım ondan bir dilim ikram ederim. Konyak da biraz kaldı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder