Ben. Ne kadar tanırsın sen beni? Tanıdığın kim bilir misin? Beni
bilmeyen bir sen varsın sanki hayatımda. Kendimi anlattığım, hikayeler yaşayıp
yaşattığım kadar varım gibi gelir hep bana. Sen hiçbir hikayemi yaşadın mı
benim? Hikayelerime tanık olmaya hevesli insanlar kalır herhalde hep yanımda. Bak
bunu da bilmezsin sen muhtemelen. Bunca yıl kimi tanıyıp inandın da tuttun
hayatında onu merak ediyorum ben aslında, o yüzden yazıyorum bu mektubu sana. Senin
sence hayatına dahil ettiğin beni merak ediyorum. Mektubun sonu “nasıl
bilirdiniz” sorusu ile defin yaşatmazsa bize, belki merak eder de sorarsın
bana.
Gördüğüm ağaçların adını araştırır mıyım ben sence, yoksa
bakıp geçer miyim çiçeğinin rengine? Defne ağacıyla kaç yaşında tanışmışımdır
mesela ben? Çok para verip üç beş yılda bir mi ayakkabı alırım ben, yoksa yirmi
liraya rengarenk ayakkabılar mı alırım? Alışverişe çıkarken liste yapar mıyım evde, buzdolabında
durur mu eksik listem hep, yoksa evden bihaber mi dolanırım pazar yerinde. Çok konuşurum
mesela bunu bilir misin? Biraz sulugöz olduğumu bilirsin ama onu da yanlış
bilirsin. Ben daha çok mutluluktan ağalarım, sense hep çaresizlikten ağladığımı
gördün benim. Ben senin sevdiğin yemeği yıllar sonra öğrendim. Sen sormadın sen
ne seversin diye. Cevap veremedim diye benim de en sevdiğim yemek yoğurtlu
makarna oldu, senin olduğu gibi. Dünyada
en çok babama düşkünüm mesela, bunu belki bilirsin ama korkmazsın babasına çok
düşkün kadınları üzmekten.
Titiz miyim ben, dağınıklığımı sever miyim? Şarabı mı daha
çok severim birayı mı? Kaçıncı bardakta sarhoş olurum ben? Favayı mı severim
humusu mu? İnsanlara masa kurmayı sever miyim? Yeni yemekler denemeyi, onları
en güzel tabaklarımla sunmayı sever miyim? Herkes gittikten sonra da “oh” der
miyim? Yalnız kalabileyim diye Kalabalıklara girer miyim?
Bitki yetiştirebilir miyim sence ben? Renkli çiçekler mi
severim, yeşil koca yapraklı bitkiler mi? Sence kaç kere solucan gübresine
takıp toprak harmanlamışımdır balkonda. Çileği, karpuzu çekirdekten mi
filizlendiririm ben, fidesini mi alırım? Balkoncu muyum bahçeci mi? Çay sever
miyim, bunu hatırlaman lazım. Tatlıya ne kadar düşkünüm? Keyfim yerine gelsin
diye bana gofret alır mısın? Aklına gelir mi beni mutlu etmek için gofret
almak.
Bisiklete binmeyi biliyor muyum ben? Parkları, bahçeleri
sever miyim? Peki ya Rilke’yi? Balıkların hangi mevsimde bereketlendiğini bilir
miyim? Canım poğaça istediğinde evde mi mayalarım hamuru? Kaç iş değiştirdim
ben bugüne kadar? Bu ilk evliliğim mi? çocuk ister miyim sence ben? Sahi, sence
ben kızımın adını ne koyarım? Eski bayramları özlemiş miyimdir sence?
Büyüdüğümü nasıl anlamışımdır? Öykü mü severim roman mı? sence ben avlulu bir
evin üst kattaki penceresinden dışarıyı
izleyen Raziye miyim, Mahremiyet apartmanının arkaya bakan bir odasında hafif
esintide küpesini düşürmüş Füsun mu? Hadsizlik mi ettim, böyle hikayelerle bir
anılmaya layık mı sence benim adım?
Neşem yerinde midir genelde? Kinci miyim sence? Mutfakta
dans eder miyim? Kendi sesimi güzel bulur muyum? Dünyanın tüm danslarını yalnız
mı ettim ben bugüne kadar? Yeşillikleri yıkarken başka, ayıklarken başka şarkı
söyler miyim sence, ikisini farklı iş diye görür müyüm? Yeşilliği yıkadığım
suyu balkona döker miyim? Takar mıyım bu dünya meselelerini kafama?
Kuşları ayırt edebilir miyim? Serçeyi tüm kuşların küçüğü mü
bilirim, yoksa büyüyemeyecek olmasına zorla inandırır mıyım kendimi? Kargaların
seslerine güler miyim? Tanıdık kargalarım var mıdır sabahları balkonda denk
geldiğim? Kaç ev değiştirdim bu güne kadar, kaç kere taşındım, taşıdım onca
anıyı sence?
Et yer miyim? Dedikodu sever miyim ben? İyilik ve kötülük
üzerine düşünen biri iyim sence? Dünyayı gezmek ister miyim? Nereleri görmek
ister, nerelerde bırakırım sence aklımı?
Sence benim şehrim hangisi? Sever miyim ben hayatı, yaşamayı?